Fonksiyonel Egzersiz için Çok Gencim ya da Yaşım mı Geçmiş?

Bu soruyla sıkça karşılaşıyoruz.Fonksiyonel Egzersiz modeli nedir öncelikle bundan başlayalım. Fonksiyonel egzersizler birden fazla eklemimizi kullanabildiğimiz, yaşam kalitemizi çok daha üst düzeye taşımayı amaçladığımız bir egzersiz modelidir.

Biz Powerhouse olarak Wellness yani sağlıklı yaşam önceliğimiz olarak egzersizlerimizde genel olarak bu çalışma modelini kullanıyoruz. Bu çalışma modeli yalnızca salonda değil, İzmir Enternasyonel Fuarında açık hava da uygulamaktayız. Temiz hava, bol oksijenle daha sağlıklı daha mutlu bir yaşam sürebilmek için her alanda her ortamda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Yaptığımız çalışmaları her birini Dijital ortamda Nabız kontrolü ile gerçekleştirip bilinçli egzersizin farkındalığını bireysel antrenörlüğünü yapmış olduğumuz çok değerli üyelerimize yaşatmış oluyoruz. Bunu yapmamızdaki amacımız, doğru spor yapma haricinde spora karşıda farkındalığı oluşmuş bireylerin olmasını sağlamak.
Bu spora dair en büyük yanılgılarımız ‘Yaşım çok geç ben bunları yapamam, benim için çok zor ya da bizden geçmiş ’ veya ‘Çok erken yaşta spor mu olur’ gibi farklı farklı düşünceler içindeyiz. Bu spor modeli her yaştan her insanın yapabileceği bir egzersiz modelidir.

Unutmayalım ki herşey bizde bitiyor. Yani kafamızda. Birşeyi istedikten sonra ne yaşın, ne cinsiyetin, ne de kilomuzun bir önemi var. Tek ihtiyacımız olan doğru zamanda doğru kişilerle bilinçli bir şekilde bu işe başlamamız gerektiğidir.
Biz Powerhouse olarak 14 yaşından 70 yaşına kadar herkese bu hizmeti veriyoruz. Tek yapmanız gereken isteklerimizi ertelemeyip kendimize güvenmek. Yaşadığımız bu bedene sahip çıkmadıkça özgüvenimizi de kaybediyoruz. Geç kalmayın!

Sporla ve Sevgiyle kalın

RAMAZAN AYI İÇİN DOĞRU BESLENME TÜYOLARI

Ramazan ayı geldi. Yaklaşık 16 saat oruç tutuluyor. Bu dönemde öğün sayınızda azalma, hareketleriniz de yavaşlama ve mide kapasitenizde daralma ile metabolizmanızda yavaşlama görülebilir. Bu nedenle ramazan ayında öncelikle dikkat edilmesi gereken nokta metabolizma hızına destek olmaktır.

Uzun süren açlık sonucunda iftarda bir anda fazla yemek yeme ve tatlı yeme isteği beraberinde birçok sağlık sorununu ve fazladan kalori alma riskini getirmektedir. Bu nedenle ikinci dikkat edilmesi gereken nokta gün içerisinde ki öğünlerin sahur, sahur ve iftar arası, iftar olarak üçe bölünmesidir.

Genelde kişiler 16 saat açlıktan çok 16 saat susuzluktan daha fazla etkilenmektedir. Bu ise dikkat edilmesi gereken üçüncü noktadır. Önemli olan susuzluk ve su ihtiyacının kontrol edilmesidir.

Son dikkat edilecek nokta ise ramazan ayı boyunca migren atakları, kabızlık, ağız kokusunu önlemek isteyenlerin yapmaları gerekenlerdir.

İşte dikkat edilmesi gereken püf noktalar:

Metabolizmayı hızlandırmak için: Azalan öğün sayısı ister istemez metabolizmayı yavaşlatmaktadır. Bu nedenle öncelikle dikkat edilmesi gereken sahur öğünün atlanmamasıdır. Sonrasında ise bağırsak ve metabolizmanın çalışmasına destek olması için kontrollü su tüketimi çok önemlidir. Her hangi bir hastalığı olmayan kişiler metabolizmalarını hızlandırmak için beyaz çay, yeşil çay, zencefil, limondan oluşan bitki çaylarından faydalanabilir.

Sahur: Sahurda gün boyunca kan şekeri dengesini sağlayacak besinlere yer verilmelidir. Bu besinler protein içeriği yüksek süt, yoğurt, peynir, yumurta olabilir. Sahurda tüketilebilecek tuzlu besinler gün boyu su ihtiyacını arttırabilir. Bu nedenle tuzlu zeytin, salamura ürünler, tuzlu peynirlerden uzak durulmalıdır. Aynı zamanda sahurda tüketilecek tahıl ürünleri tam tahıllı olmalıdır. Tam tahıllı ürünlerin glisemik indeks değeri düşüktür. Bu nedenle gün boyunca kan şekerindeki dalgalanmaları engelleyerek iştahı kontrol eder.

Sahur-İfta Arası: Gün boyunca azalan öğün sayısı meyve porsiyonlarında da azalmaya neden olmaktadır. Bu nedenle bu ara öğünde tercih edilmesi gereken kontrollü bir şekilde mevsim meyvelerinin tüketilmesi olacaktır. Tercihe göre kilo sorunu veya her hangi bir hastalığı olmayan kişiler bu ara öğünde haftada 1 veya 2 gece güllaca da yer verilebilir.

İftar: Aniden fazla miktarda yemek yemenin vücuda yükleyeceği yükü azaltmak için öğünler bölünmelidir. İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanılması, yaklaşık 15 dakika sonra diğer yemeklerle devam edilmesi daha uygun olacaktır.

Su: Zamanın kısıtlı oluşu su içme oranının da azalmasına neden olmaktadır. Sahurda ise fazla miktarda su içilmesi mideye fazla yük bindirmektedir. Böyle bir durumda mideye binen yük sudan tamamen vazgeçme sebebi olmaktadır. Bunun sonucunda ise gün içerisinde susuzluk çok büyük bir sorun olmaktadır. Yeterli su tüketimi için iftar ve sahur arasında zamanlar belirlemek iyi bir çözüm olacaktır. Genel olarak su tüketimi en az 2.0-2.5 litre olmalıdır. Yeterli su içip içilmediğini anlamak için idrar renginin takibi yapılmalıdır. Koyu renkteki idrar suyun az tüketildiğinin habercisidir.

Migren: Uzun süren açlık ve susuzluk migren ataklarını tetiklemektedir. Tüketilen besinlere ve içilen su miktarına dikkat edilmelidir. Birçok paketli gıda migren ataklarını tetikleyen MSG denilen maddeyi içerdiği için öncelikle paketli gıdalardan uzak durulmalıdır. Tirozin içeren sert peynirler migren ataklarının bir diğer sebebi olabilir. Genelde iftarda turşu tercih edilmektedir fakat turşu da içeriğindeki tirozin ve histamin ile migren ataklarını tetikleyebilir.  

Kabızlık: Azalan öğün sayısı beraberinde azalan posa alımını, yavaşlayan metabolizmayı ve yavaşlayan bağırsakları getirmektedir. Tüm bunlar ise kabızlığın sebepleridir. Bu nedenle öğünlerde olabildiğince sebze, meyve, kurubaklagil ve bağırsak dostu probiyotiklere yer verilmelidir.

Ağız Kokusu: Oruç tutan kişilerin sosyal çevrelerinde yaşadığı en büyük sorunlardan biri ağız kokusudur. Tüketilen besinler düzenlenerek ağız kokuna engel olunabilmektedir. Tok tuttuğu için genelde tüketilen süt, peynir, yumurta sistein içeriği ve yağ yapısı nedeni ile gün boyu ağız kokusuna neden olabilir. Bu nedenle sahur en son bu besinler ile değil su ile bitirilmelidir. Ayrıca sahurda tüketilen siyah çay gün boyunca tükürük salgısını azaltıcı etki yapmaktadır. Ağız kuruluğu beraberinde ağız kokusunu getirmektedir. Ağız kokusunu önlemek için olabildiğince lifli beslenilmelidir. Çünkü lifli besinler tükürük salgısını arttırıcı etki yapmaktadır. İçeriğinde ağız kokusunu önleyen kateşeni içerdiği için yeşil çay tercih edilebilir. Dikkat edilmesi gereken nokta yeterli su tüketimidir. Mevsime uygun olarak tüketilebilecek domates ve maydanoz ağız kokusunu önleyici besinler arasındadır. Özellikle sahur sonuna doğru çiğnenen maydanoz ve ardından içilen su ağız kokusunu önleyici etki yapmaktadır.

DİYETİSYEN DENİZ ZÜNBÜLCAN

Yağ Yakımı için Cardio Egzersizleri mi Yoksa Ağırlık Egzersizleri mi?


Bu soru çok uzun yıllardır devam etmektedir. Bu yazımda kendi düşüncelerimi ve tecrübelerimi sizlere aktaracağım.
Öncelikle yağ yakımı nasıl olur?
Yağ yakımı için, eğer aldığınız kalori yaktığınız kaloriden az olursa bununla beraber vücut kilo vermeye başlayacaktır. Fakat yağ yakımı bununla sınırlı değil tabi ki. Kalp atım sayımızı belli bir aralığa getirip, gereken Nabız aralığında çalıştığımızda vücudumuz enerji olarak yağları kullanacaktır.
Yağ yakmanın çok çeşitli yolları var.Peki hangisini tercih etmeli, hangi yoldan gitmeliyiz?
Cardio açısından yağ yakımını ele alırsak, ağırlık antrenmanı yapmadığımızı varsaydığımızda, vücudumuzda deri çatlakları, sarkmalar ve bir çok deformasyon gerçekleşir. Bu gibi deformasyonları normal yollarla toparlamak sonrasında çok zor hatta imkansız diyebiliriz. Cerrahi müdaleler ile bu deformasyonlardan kurtulabiliriz.


Şimdi ağırlık antrenmanı, fonksiyonel fitness çalışmaları, amaca yönelik ve doğru yapılan tüm ağırlık çalışmaları daha akılcı geliyor. Kassal olarak dayanıklılığımızın artması, kas kütlemizi arttırdıkça vücudun kalori açığı yaratması çok daha mümkün olacaktır. Ama ne sadece cardio ne de sadece ağırlık çalışın. Her zaman amacınıza uygun hareket ederek, doğru metodlarla bütün çalışmaları gerçekleştirebiliriz.


Biz Powerhouse ekibi olarak haftanın en az iki günü İzmir Enternasyonel Fuarı’nda öğrencilerimizle kardiyo egzersizlerimizi gerçekleştiriyoruz. Tabi ki sadece cardio ile yetinmeyip stüdyomuzda spora dair Fonksiyonel Fitness, Pilates, Yoga, Booty Barre, Piloxing, Zumba, Latin Dansları… kısacası öğrencilerimize uygun herşeyi uzman kadromuz eşliğinde gerçekleştiriyoruz.


Siz de sağlığınız için hiç birini eksik etmeyin. İstediğiniz an istediğiniz zaman aramıza dahil olabilirsiniz.


Spor ve Sevgiyle kalın.

Yasin Soyudemir